KIZMAK YOK

  1. NEFİS SORUNU…

 

Olayı Refik Erduran’ın Güne Gazetesindeki yazısından öğrendim…

 

Bir Türk ailesi, Almanya’dan, İstanbul’a tatile gelmiş.

Türk ailenin 12 yaşındaki kızı şortla otobüse binmiş.

Kızımızın bir elinde de top varmış.

Görülüyor ki kızımız daha çocukluğunu yaşamaktaymış…

 

Bir elinde topu, bacağında şortu olan kızcağızımızın İstanbul’da bindiği otobüsün şoförü:

“Bu kız bu otobüse binemez…”

Otobüstekilerden bazıları: “Sen ne karışıyorsun?” demiş olacak ki, otobüs şoförü:

“Bu kız otobüsten inmezse bu otobüsü gitmez…”

 

Sonunda şoförün dediği olmuş.

12 yaşındaki kız ailesi ile birlikte otobüsten indirilmiş.

Otobüs sürücüsünün gerekçesi ilginç:

“Bu kız erkek yolcuların nefsini uyandıracak şekilde giyinmiş!”

 

Şoförün bu gerekçesi, üzerinde durmayı gerektirecek türdendir.

Bizde kendini büyük sanan küçükler,

Her zaman bu sürücü gibi hareket etmiştir.

 

Erkeklerin nefsi uyanmasın diye haremlik selamlık yaratmışız.

Kadınlarımızı, kızlarımızı kafeslere kapatmışız.

Bu güzelim dünyaya özlemle baktırmışız…

 

Erkeklerin nefsi uyanmasın diye sinemada aile balkonu,

Lokantalarda aile salonu,

Gazinolarda kadınlar topluluğu icat etmişiz

Bir de çağdaş uygarlıkla yarışmaya girmişiz…

Gerekçe aynı: Erkeklerin nefsi uyanmasın.

Milli Eğitim Bakanı da “erkeklerin nefsi uyanmasın” diye Gençlik ve Spor Bayramlarımızda kızlarımızı sahaya şalvarla çıkarırsa bunlar nasıl olmasın?

 

Başörtüsünü takmayan “yaşam felsefesi sayan” bayan doçentimiz de erkeklerin nefsi uyanmasın diye mi başörtüsü takmaktadır.

Bunu bilemiyorum; ama bilinen şu ki kadınlarımızı, kızlarımızı erkeklerin nefsi uyanmasın diye bayramlarda bile çarşaf giydirilmektedir…

Şoförümüz de bu nedenle Almanya’dan gelen kızcağızı suçlayarak otobüsten indirmektedir…

 

Bilim, atalarımızın hayvan olduğunu söyler.

İnsanoğlu nefsini terbiye ettiği oranda hayvanlıktan kurtularak insanlığa erer…

 

Kendi bilen nefsine hâkim olur.

Nefsini bilen Allah’ını (kendisini) bilir…

 

Bu nedenle dinlerde nefsin terbiyesine çok önem verilmiştir.

İslam tasavvufu nefse öylesine önem vermiştir ki nefsi: “Nefs-i emmare, nefs-i levvame, nefs-i mülhime, nefs-i mutmainne, nefs-i raziyye, nefs-i mardiye, nefs-i safiye” diye dillendirilmiştir…

 

Bunlardan kimilerine örnek verirsek Milli Eğitim Bakanı’nın yaptığı röportajda “oyarım” “kazırım” demesi nefsi emmare belirtisidir.

Yine şoförün şortla otobüse binen kız çocuğunu otobüsten indirmesi nefsi mülhimedir…

 

Evliyaların, ermişlerin, enbiyaların nefsi de, nefsi safiye olarak adlandırılır.

Nefissiz insan yoktur. Nefissiz insan ölüdür.

Ancak ölürse nefisten kurtulur…

 

Önemli olan insanın kendini terbiye etmesidir.

Bizimkiler nefsi terbiye etmenin ne demek olduğunu bilmemektedir…

 

Nefsimizi terbiye edeceğimize, nefsimizi uyaracak olayları ortadan kaldırırız.

Bu nedenle kadınlarımızı, kızlarımızı çarşafa kapatırız.

 

Kadınlarımız, kendisine yakışacak şekilde giyinmeleri ile nefsimiz mi uyanıyor,

Bizimkiler hemen kolayını buluyor…

Kadınlarımızı, kızlarımızı gözlerden uzak tutuyor…

 

Onlara çarşaf, başörtüsü giydiririz.

Biz erkekler ise batı tarzı giyiniriz.

Duygularımızı (nefsimizi) frenlemek yerine

Uyarıcıları ortadan kaldırırız.

Oysa nefsimizi terbiye ettiğimiz oranda şeytan denen duygusal dürtülerin üstüne çıkmış oluruz…

Yani insanlığı buluruz…

Ankara, Barış, 11 Ağustos 1984

  1. GENÇLİĞE SAYGI